2026: Değişimin İçinden Geçerken
Gökyüzü Türkiye’de ve Dünyada Olan Biteni Nasıl Anlatıyor?
2026’ya girerken Türkiye’de yaşayan çoğumuzun ortak bir hissi var:
Belirsizlik.
Bir yandan alıştığımız düzenler artık işlemiyor, diğer yandan yenisi tam olarak kurulmuş değil. Ekonomi, siyaset, doğa, teknoloji… Her şey aynı anda değişiyor gibi. İnsanlar yorgun ama aynı zamanda uyanık. Sabırlı ama artık sessiz değil.
Astroloji tam da bu noktada devreye giriyor. Çünkü 2026 gökyüzü, bizim bu ruh halimizi çok net bir şekilde yansıtıyor. Bu yıl “idare ederiz” yılı değil. Gerçeklerle yüzleşme yılı.
Pluto Kova’da: Güç Kimde, Söz Kimde?
Pluto’nun Kova burcundaki yolculuğu 2026 boyunca çok güçlü. Bu etki Türkiye’de özellikle şu soruları gündeme taşıyor:
Bilgi kimin elinde?
Kararlar kimler için alınıyor?
Bireyin sesi gerçekten duyuluyor mu?
Kova, halkı ve kolektifi anlatır. Pluto ise gücü, kontrolü ve dönüşümü. Bu ikili bir araya geldiğinde, toplumda bastırılmış olan ne varsa yavaş yavaş yüzeye çıkar. Sosyal medya, dijital platformlar, alternatif haber kaynakları, gençlerin sesi… Hepsi daha görünür hale gelir.
Türkiye gibi güçlü bir kolektif hafızası olan ülkelerde bu transit, “biz kimiz, neye razıyız, neye değiliz?” sorularını büyütür.
Bireysel olarak ise şu çok netleşir:
Artık kimse başkasının yazdığı kaderi sessizce taşımak istemiyor.
Satürn ve Neptün: Sabır, İnanç ve Gerçek Hayat
Türk kültüründe sabır çok güçlü bir temadır. Ama 2026’da gökyüzü şunu soruyor:
Sabır mı, yoksa katlanmak mı?
Satürn sorumlulukları, Neptün ise hayalleri temsil eder. Bu iki gezegenin etkileşimi, “niyetimiz güzel ama gerçek hayatta karşılığı var mı?” sorusunu gündeme getirir.
Bu etki Türkiye’de özellikle sağlık, emeklilik, sosyal destek, adalet ve insani meselelerde hissedilir. İnsanlar artık söz değil, somut çözüm görmek ister.
Ruhsal olarak da “Allah’a havale etmek” ile “ben ne yapabilirim?” arasındaki denge yeniden kurulur. İnanç hâlâ vardır ama körlük yoktur.
Uranüs: Alışkanlıkların Kırılması
Uranüs 2026’da Türkiye’de özellikle gençler üzerinden çok çalışır. Eğitim, iş, yurt dışı bağlantıları, dijital gelir modelleri, freelance yaşam… “Eskisi gibi” yaşamak istemeyen bir nesil çok daha görünür olur.
Bu durum aile içinde de çatışmalar yaratabilir.
“Biz böyle gördük” diyenlerle
“Ben böyle yaşamak istemiyorum” diyenler arasında…
Astrolojik olarak bu kaçınılmazdır. Uranüs eski kalıpları kırar. Direnildikçe sertleşir, esnek olunduğunda yeni kapılar açar.
2026 Tutulmaları: Kaderi Hızlandıran Anlar
Tutulmalar Türk kültüründe hep “kader anı” olarak algılanır. 2026 tutulmaları da gerçekten geri dönüşü zor kararları beraberinde getirir.
Bazı işlerin bitmesi, bazı ilişkilerin dağılması, bazı maskelerin düşmesi… Bunlar tesadüf gibi görünmez. “Zaten olacağı varmış” cümlesi bu yıl çok duyulur.
Ama her tutulma aynı zamanda yeni bir sayfa açar. Bitiş varsa, yeni bir yön de vardır.
2026 Ay Ay Astrolojik Akış (Türkiye İçin)
Ocak
Yıl ağır başlar. Yeni kararlar alınır ama kimse acele etmez. İnsanlar önce “elde ne kaldı?” diye bakar.
Şubat
İlişkilerde konuşulmayanlar konuşulmaya başlar. Aile içi meseleler, eski kırgınlıklar gündeme gelir.
Mart
Tutulma etkisiyle yön değişiklikleri. İş, şehir, hatta ülke değiştirme düşünceleri artar.
Nisan
Hareket var ama sabırsızlık da artar. Trafikte, sokakta, günlük hayatta gerginlik hissedilebilir.
Mayıs
Para ve güvenlik konusu ön planda. “Bu şekilde devam edebilir miyim?” sorusu sorulur.
Haziran
Eğitim, sınavlar, yolculuklar, resmi işler… İletişim trafiği yoğunlaşır.
Temmuz
Aile, ev, memleket temaları. Köklere dönüş, geçmişle yüzleşme.
Ağustos
Ego çatışmaları, güç mücadeleleri. Patronlar, otoriteler, lider figürler daha çok konuşulur.
Eylül
Yılın en güçlü tutulmalarından biri. Hayatta sadeleşme, fazlalıkları bırakma.
Ekim
İlişkilerde denge arayışı. Evlilik, boşanma, ortaklık kararları öne çıkar.
Kasım
Derin dönüşüm. Psikolojik farkındalık artar. Kimi insanlar sessizce yollarını ayırır.
Aralık
Yıl daha olgun bir enerjiyle kapanır. “Bu yıl beni büyüttü” diyen çok olur.
2026’nın Mesajı
2026, Türkiye için de dünya için de kolay bir yıl değil. Ama boşuna yaşanmıyor.
Bu yıl bize şunu öğretiyor:
Gerçek dayanıklılık, inkâr ederek değil, fark ederek olur.
Gerçek umut, kaçışta değil, sorumlulukta doğar.
Gökyüzü yol gösterir.
Ama yürümek bize kalır.